12 Şubat 2013 Salı

gundelik yorgunluklar ve yogunluklar pencesinde eskinin rengini dusundu bir an.. sari miydi eski? pembe mi? sararamayan dijital
 fotograflarina bakti eskilerin. fotograflarin aksine, dijital olmayan dostlar eskidikce 
daha da sararmisti. sigarayi tutan elin
 
sarardigi gibi.. raki icilen daracik mekanlarin 
kocaman
anilari gibi.. sariydi eski fakat neden kafasinda 
pembeydi eskinin hayali?

5 yorum:

Adsız dedi ki...

yorgunluklar pencerisiyle ne anlatmak istediniz anlamadim. Anlatmak istediginiz anatema net ve basit, ama neden bu kadar benzetmeye yer verip anlatiniz. Bu kadar suslemeye gerek var mi?

Adsız dedi ki...

Bence orda günlük yaşamın zorluk ve yoğunluğu kast etmiş. Zor yorgun ve yoğunken eski günlerin aklına geldiğinden eskileri dair düşüncelerden...

Adsız dedi ki...

Ne sarıydı ne pembeydi eski, gün gibi belliydi yoktu rengi. Su gibiydi eski renksiz, kokusuz.. Eskiyi neye koysan o oluyor ne katsan o kukuyordu, sendin eski nereye gitsen peşinden gelen...

bkrbyc dedi ki...

güzel insan,
tanımadığım dostum,

şarap şişe'si içinde,
akdenize attığım bu not,
sana ne zaman ulaşır bilmem,
ama..

umarım mutlusundur..
aklımdasın,
bil istedim..

Kısa Bir Cümle dedi ki...

adindaki sesli harfleri,
sesini tahmin etmeyi sevdigim dostum..
uc kez mutlu olamak icin uc kez okunacak bir not bu..
sen de akimdasin onca zamandir,
yazdiklarini tekrar gormek cok guzel..
aklindakileri bilmek..