21 Şubat 2012 Salı

derinliği olmayan fotoğraflarda derin izler bulmaya çalışıyordu. sanki şey gibi.. yani aslinda şey gibi.. tam olarak şey gibi.. evet, evet.. kimya dersi gibi.. hangisi gerçek hangisi değil bilememek gibi.. gibi gibi.. ama aslında hepsi gerçek gibi.. uzaktan bakınca küçük, yakından bakınca büyük gibi.. sade ve düz bir cismin içine işlemiş milyonlarca küçük parçası varmış gibi.. tıpkı küçük prens gibi..

14 Şubat 2012 Salı

şimdi bu da nesi? boş bir avluda hasta bir ağaç... arkası saklanbaç önü yalnızlık. saklandı arkasına ağacın kökleri kadar derin hayatının. uzunca bekledi, sonra usulca sola doğru eğdi kafasını.. bir kez daha baktı yanlızlığına, korktu. ağacın yaralarında belli belirsiz şekiller aradı insana ait olan. hep beyazı düşünürken fotoğrafın karası hiç peşini bırakmadı. Sonra vaz geçti. tam dönüyordu ki göremediklerini gördü. onu gördü... yalnız olmadığını gördü...

7 Şubat 2012 Salı

geçmiş giderek daha düşük çözünürlüklü oluyor?

27 Eylül 2011 Salı

deli eder insanı bu koku..

neye emeklediğini bilmezliğin kokusu, korkusu..
şairine sevgili şiirlerin kokusu ..

10 Mayıs 2011 Salı

şimdi bakıyorum da güzelmiş ayak izleri.
bazen sessiz, bazen sissiz..
bu emeklemenin dönüşü bir parça sözlü müzikten,
tam olarak da "saçları rüzgarı tel tel içerdi" düşüşünden..

15 Mayıs 2010 Cumartesi


göklebir penceresinden dışarı baktı, yerlebir dünyaya. gökyüzü ne kadar da alçaktı o gün.. ne kadar da zalim.. melekler bile şaşırıyor, olan bitene hayretle bakıyorlardı.. daha ölmeden gözlerini dünyaya kapatmak istemiyordu. rüzgarı hayalet sanacak kadar da korkuyordu doğrusu. uyanınca yarın olacak bir gecenin hasreti vardı gözlerinde.

22 Nisan 2010 Perşembe

17 Nisan 2010 Cumartesi


22 Mart 2010 Pazartesi

kendine içi çiçekli masallar anlatıyordu. bir rolde sesi vardı, diğerinde gözü.. gözünde kaleydoskop.. yazılardan çiçekler, fotoğraflardan demetler yaptı. palyaçolar çiçeklerine can veriyordu.. dışarda dünya dönüyordu. yavaş, hırıltılı ve yorgun.. parçalı bulutlu gökyüzünden atlasına yağmurlar düşüyordu. avucunda 29. yaşının 29 Şubat'ında gözünü sonsuzluğa açan şairin şiirleri vardı. yumuşak vatkalı kareli ceketini giyip dışarı çıktı. çiçeklerini gökyüzüne saldı yeryüzünden.. yağmura inat yükseldiler. sonsuzlukla bir nefes saklambaç oynadılar.. bir ses ağıt ettiler..

17 Mart 2010 Çarşamba

14 Şubat 2010 Pazar

güne söylenecek fotoğraf bulamamıştı bugün. gecesinde gündüz, gündüzünde geceydi sevdiği.. beraber olmakla birlikte olmak ayrı şeylermiş. ama ikisi de sıcak. ikisi de huzurlu özlemi sildikçe.. özlem çekildikçe siliniyordu ızdırap listesinden. güne başlarken bir ses geçti önünden. gözlerini kapatıp hayal etti sahibini..

5 Şubat 2010 Cuma


1 Şubat 2010 Pazartesi

yazı okunurken mutlu olur mu acaba?
okuyanın içini kıpırdatınca
içten içe kıs kıs güler mi?
okunmazsa orda olduğunu unuttun sanar mı acaba?
sessizlikte küser mi?

eski şeyler..
bugün içinden öyle demek geldi birden..
eski şeyler..

29 Ocak 2010 Cuma







27 Ocak 2010 Çarşamba

22 Ocak 2010 Cuma


12 Ocak 2010 Salı

video

zaman dönerken şehrin sesiyle, bulutlardan kar kopuyordu. kimin sesine kulak vereceğini bilmeden izliyordu izleri.. sıfırın altına saklamıştı tüm sesleri. geceleri gözlerini sadece göz kapakları örtüyordu..

18 Aralık 2009 Cuma

fiskos sohbetlerinde hep geçmişine bağlıydı dost bağırlarda.. zincirle.. alfabeden harf çıkarmak gibiydi, imkansızdı.. sessiz bile olsa ne çok şey eksiltirdi lugatından. sessiz sessiz.. usul usul yok olur dedi tat.. az önce geçmiş mi geçti önünden, ne? yok yok.. o geçen geçmiş değilmiş, geçmiş aslında geçmemiş..

1 Aralık 2009 Salı

yazdı..
aylardan kış, vakitlerden duruş..
ayrı düşmek diye yazdı..
ayrı düşmek soğuktu ama o yazdı..
ayrı düşmek diye yazdı..
ayrı düşmek dikti ama o yazdı..
günlerden bile yaz değildi ama o yazdı.
içine nefesini koyup üfleyeyazdı..
yine bir kış gününe, bundan 24 yıl öncesine yazdı.
ilk nefese yazdı..
ilk nefesler içerde kalmaz ya,
ilk nefese yazdı..
nefesine yazdı.
dimdik nefese yazdı..
evet evet
nefesine yazdı..
ve vakit,
yeni bir yıla yazdı..
mutlu yıllar
diye yazdı..