28 Temmuz 2008 Pazartesi

bugününü yarınını düşünmekle geçirdi. yarının ipuçlarını aradı bugünde.. geceye baktı, saat 11'e.. sonra 12'yi düşündü. buçuklarını pek sevmezdi bugünün.. buçukça yaşamayı da.. herşey tam olsun istedi. gece de aşk da ay da.. peki ya yarın? o da mı buçukluydu yoksa?

25 Temmuz 2008 Cuma

o gün günlerden dündü diye hatırlıyordu. aylardan bu ay, gecelerden sükut.. o gün denizin içinde karşıladı akşamı.. yağmurla kutluyordu deniz kadar soğuk gidişini.. kadehindeki kırmızıda ayın ışığı vardı. şehirde ise 15 milyon insan için tek bir yakamoz.. denizden şehre baktı, 15 milyonda bire.. birine.. fotoğraf kadar yalnız birine..

22 Temmuz 2008 Salı


20 Temmuz 2008 Pazar


15 Temmuz 2008 Salı

dönüp güncesine baktı.
gündüzüne..
etrafında masalar ve sandalyeler vardı
ayak altı fikirleri yerlerdeydi..
bir çift yaprak dalı,
yani bir çift göz..
papatyadan dudak olmaz ama,
yine de papatyadan bir dudak..
nefessizdi..
elleri de küçüktü,
ama saçları uzun..
karanlıktan ibret alıp güncesine baktı..
gündüzüne..

güncesi karanlıktı..
elleri kadar yumuk,
gözleri kadar göz,
nefesi kadar sade..

14 Temmuz 2008 Pazartesi

11 Temmuz 2008 Cuma


9 Temmuz 2008 Çarşamba


5 Temmuz 2008 Cumartesi

4 Temmuz 2008 Cuma


3 Temmuz 2008 Perşembe


2 Temmuz 2008 Çarşamba


29 Haziran 2008 Pazar

ve ona rağmen kirleniyordu dünya.. yıkıntıların önündeki kelebek oluverdi. ölü bir kelebek.. evet, yıkıntıların önündeki ölü kelebek.. bir molozun üzerindeki ölü bir kelebek. ya da arkasına yıkıntıları almış bir kelebeğin içinde ölü bir tırtıl.. kelebek olup ölmüş bir tırtıl.. veya onun gibi birşey..

26 Haziran 2008 Perşembe


24 Haziran 2008 Salı


21 Haziran 2008 Cumartesi

19 Haziran 2008 Perşembe

koca, hesapsız 1 kalabalıkta kendine benzer 1ilerini arıyordu. ya da eksik 1 satıra bağlanmak istiyordu.. satır aralarında upuzun gezintilere çıktı. durabileceği 1 durak yok gibiydi, gezintilerini uzattı. sonra kalabalık 1 durakta durdu ve sordu.. insan kaç kere insan doğar diye. ve yine sordu insan kaç kere rüya olur.. kalabalık, küçükken hep gördüğü rüyalar kadar kalabalıktı. o zamanlar başka 1 sorunun bekçisiydi.. kalabalık ebediyetin adresini bilmiyordu ama insan, insan olarak öldükten sonra hep adresini bilmediği ebediyete gidiyordu. peki ama nasıl? kalabalığı doğuran insan değil miydi yoksa.. sorularını çantasına koydu ve uzun gezintisini daha fazla bekletmeden tekrar yola koyuldu. nihayet kendine vakit geçmez, kervan uğramaz 1 satır buldu ve durdu. tedirgin gözleri bu defa o çocukluk rüyası kalabalığı görmüyordu. sonra sosyal intiharını çantasından çıkardı ve 9 kadar kambur sırtını 7 kadar dik ağaca yaslayıp 4 kadar keskin ebediyete baktı..

17 Haziran 2008 Salı

16 Haziran 2008 Pazartesi

15 Haziran 2008 Pazar